2016 Seyahat Rotasında Nerelerdeydim ? Neler yaptım ? Yeni Seyahat Rotam Neresi ?

Uzun zaman oldu seyahat yazılarımı yazmayalı. Bu süre zarfında ise bol bol kitap okumaya fırsat buldum ve kendimi yeniledim neredeyse. Hayatımda eksik kalanları tamamlamaya çalıştım ve biraz da kendimi dinledim gerçekten. Ancak anladım ki seyahatlerimi yazmayı çok çok özlemişim. Bu bir görev değil sonuçta, tamamı ile bir keyif ve hobi aslında. Bilgisayarın karşısına geçiyorsun ve kahve eşliğinde tüm dünyadan uzaklaşıp seyahat anılarını tekrar yaşayarak yazıya döküyorsun. Bir bakıma ikinci bir seyahat ve terapi gibi geliyor bana. Büyük bir coşku ve keyifle yazıyorum. İşte öyle bir şeyler. Neyse ben uzatmayayım ve fazla sıkmadan 2016 da neler yapmışım bir toparlayalım bakalım.

Yeni yıla seyahat anlamında çokta hızlı başlamasam da sürpriz bir Tayland – Kamboçya ( Uzakdoğu ) seyahati  ve hemen arkasından daha önce planladığım Peru – Bolivya ( Güney Amerika ) seyahati ile adeta kıtalar arası yolculuk yaptım Nisan ve Mayıs ayında.

 Poipet / Kamboçya

Poipet / Kamboçya

 

Kısa bir zamanda, işleri güçleri ayarladım derken kendimi buldum yeniden yollarda ve son derece zevkli ancak birazda yorucu bir seyahatler zinciri başladı benim için. Aslında geç kalmış bir hayaldi diyebilirim. Özellikle, Güney Amerika. Bundan 8 yıl önce sırtımda çantam Brezilya ve Arjantin yollarına düşmüş, belirli bir süre sonra kıtanın muhteşemliği karşısında hayran kalmıştım. Neticesinde, kıtanın ne kadar da büyük olduğunu, gezilecek ve görülecek yer zenginliğinin ne kadar çok olduğunun farkına vardım. Hayallerim yarıda kalmıştı. Bana göre ise yarım kalmadı sadece erteledim diyebilirim kendi adıma. Artık Arjantin’ den geriye dönüşe başladım ve rotamda Peru ve diğer ülkeler maalesef eksik kalmıştı ister istemez. Her yıl bu kıtaya bir program yaptım ama yollar hep beni başka ülkelere attı ve bu güzelim coğrafya 2016 ya kaldı.

Artık ne diyelim nasip kısmet bugünlereymiş.. Zaten son günlerde kullandığım kelimeler nasip, hayırlısı, kısmet bakalım, inşaallah, vardır bir hayır falan olmaya başladı.

Tayland – Kamboçya seyahatimin özellikle Kamboçya bölümü harikulade geçti. Daha önce buralara gelmiştim ama Siem Reap’ ta ki Angkor Tapınaklarını gezme fırsatım olmamıştı. Şimdi onu tamamladım ve kalbim gerçekten Kamboçya’ da kaldı. Angkor Tapınakları büyüledi beni adeta. Tayland’ a gelince !!! Tayland işte her zamanki bildiğimiz Tayland, filler, şovlar, gece hayatı, tapınaklar, deniz, kum, güneş.. Daha önce Phuket’ te katıldığım Budistlerin ünlü su festivalleri Sonkran festivali ise en kayda değer eğlenceydi burası için. Bundan önce toplam 21 gün sırt çantamla yaptığım Tayland ve adaları seyahatimi daha önce yazmıştım zaten. Artık burası için ekstra bir yazı yazmıyorum.

IMG_4261

Angkor Wat / Kamboçya

Şimdi gelelim asıl beni benden alacak olan Güney Amerika seyahatime. Türkiye’ den Peru ve Bolivya’ ya maalesef direkt uçuş yok. O nedenle ekonomik olması ayrı bir önemli olan Peru’ nun başkenti Lima’ ya aktarma yapmak üzere Amerika’ nın gözde sahil şehirlerinden Miami’ ye uçuyorum ilk önce.

Neden mi Miami ?

Birincisi Avrupa’ dan Peru’ ya aktarmalı uçuşlar çok pahalı. İkinci olarak Avrupa’ da bir de transit vize ile uğraşacağım. Üçüncü olarak Miami’ ye uzun bir süre THY ile uçuş yapmış olacağım ki bu daha konforlu o kadar yolu tek seferde yapmak adına. Ve dördüncü olarak ta en güzel sebeplerden biri de şu ki; Miami sahillerini de keşfetmiş oluyorum böylelikle. Ne diyelim iyi ki Amerika vizem var. Bu arada Miami’ de 2 gün konaklıyorum ve ardından Avianca Havayolları ile Lima’ ya çok uygun bir bilet buldum. Oraya uçuyorum.

Miami / Amerika

Miami / Amerika

Peru / Güney Amerika

 Peru’ nun başkenti Lima’ da hiç oyalanmak istemiyorum. Miami’ de 2 gün kalıp deniz ve sahillerin keyfini çıkarttıktan sonra ilk önce Lima’ dan bir otobüs firması ile Ica’ ya gidiyorum. Ica ismini bir kenara not edin. Huacachina vahasına gitmek için ilk durak noktanız burası. Ica’ ya geldikten sonra burası yaklaşık 10 dakika bir mesafe araba ile. Huacachina hakkında ayrı bir yazı yazacağım. Dolu dolu günler bundan sonra başlıyor işte. Huaccahina’ da dopdolu 2 gün ve sonra Nazca şehrine geliyorum. Nazca’ da ne var derseniz, hala kimler tarafından yapıldığı bilinmeyen, yeryüzüne yapılmış en esrarengiz şekil, figür ve çizgilerin yapıldığı Nazca çizgileri burada ve bu çizgileri görmek için mutlaka bir teyyare dersem anlayacaksınız, Teyyare dediğimiz uçaklarla bu çizgileri ancak havadan görebileceğiniz yer. Nazca’ da kalmak için zaten başka bir gerekçe de yok.

Huacachina / Ica - Peru

Huacachina / Ica – Peru

 

Huacachina / Peru

Huacachina / Peru

 

Nazca / Peru

Nazca / Peru

 

Sonrasındaki rotam ise Cuzco. Bu arada seyahatler gittikçe yoruyor çünkü mesafeler oldukça uzun ve lüks otobüsleri tercih ederek ve gece yolculukları yaparak mesafeleri kat ediyorum. Ancak Cuzco artık pilimin bittiği yer. Yükseklik ve irtifa kaybı sebebinden biraz baş dönmesi, biraz mide bulantısı hissetmedim değil ama kendi başımın çaresine bir şekilde bakmalıyım biliyorum. Yüksek irtifaya karşı kullanılan Coca otunu çiğnemenizi ya da Coca bitkisinden yapılan çayını içmenizi kesinlikle öneririm, test ettim onayladım.

Macchu Picchu / Peru

Macchu Picchu / Peru

 

Cuzco şehri Peru’ nun en büyük ikinci ama tarihi, kültürel, görsel ve doğa olarak ilk sıradaki  merkezi. Buraya geliş amacım elbette herkesin olduğu gibi dünyanın yedi harikasından biri olan Macchu Picchu Antik Kentine çıkmak ve Kutsal Vadiyi ziyaret etmek. Tabi bunlar benim böyle iki kelime, iki cümle ile bitirebileceğim kadar basit değil ve bunlarla ilgili çok şeyler yazacağım.

Macchu Picchu’ ya nasıl gidilir ? Macchu Picchu yolunda neler yaptım ? Kutsal Vadi’ nin şehirleri hangiler ?  gibi yazılarım mutlaka olacak, bunları es geçmiyorum.  En az 5 gün kalınır burada ve ben bir haftamı burada geçirdim.

Ardından daha güneye Puno şehrine doğru yola çıkma vakti ve Puno’ da yer alan Dünyanın en yüksek noktasında bulunan en büyük gölünü ziyaret etme zamanı. Bu gölün adı Peru ve Bolivya arasında da sınır olan Titikaka Gölü. Titikaka Gölü içinde kendilerine sazlıklardan yaptıkları yüzen adacıklarda yaşamlarını sürdüren Uros Kabilelerini ziyaret etmeyi asla ihmal etmeyin.  Tam bir kültür ve fotoğraf safarisi. Aslında Puno şehri yerel halkın Peru yerel kıyafetleri ile daha çok dışarıda olduğu ve o yerel kültürünü kaybetmediği en güzel şehirlerinden bir tanesi. Buradaki birkaç günün ardından artık Bolivya sınırını geçip yeni topraklara adım atma zamanı ve bu beni nedense çok heyecanlandırıyor.

Puno / Peru   Yerel kıyafetlerle Peru halkı ..

Puno / Peru Yerel kıyafetlerle Peru halkı ..

 

Bolivya / Güney Amerika

Puno’ dan bindiğiniz bir otobüsle Bolivya sınırına kadar gidiyorsunuz ilk önce ve sınırda vize işlemlerinizi kısa bir sürede halledip, sınırı da yaya olarak yürüyerek, tabii  çantalarınız sırtınızda, sizi bekleyen başka bir otobüsle yola devam ediyorsunuz. Bolivya sınırındaki ilk kasaba Copacabana. Ancak benim rotamdaki hedefim Bolivya’ nın en önemli kenti La Paz.

La Paz, Bolivya’ nın en önemli şehirlerinden bir tanesi. Bolivya’ ya gelen turistlerin uğrak noktası diyebilirim. Şehire otobüsle gelirken kentin görünen manzarası beni çok etkiledi. Dağların arasında yüksek bir irtifada kurulmuş etkileyici bir yer. Turistler için her türlü özellikle dağcılık, tırmanış ve benzi aktiviteleri fazlasıyla bulabilirsiniz. Burada bir gece konaklamadan sonra Bolivya’ nın en çok görmek istediğim noktasına gitmek için La Paz otobüs terminalinden bir otobüse daha biniyorum. Otobüs neredeyse sadece o bölgeye kendi çabaları ile giden sırt çantalı gezginlerle dolu. Yolculuk ise Salar de Uyuni’ ye.

La Paz’ dan alınan paket turlar daha pahalı olduğu için bu seçenek çok daha iyi. Yaklaşık 8 saat bir yolculuk daha ve Dünyanın En Büyük Tuz Gölünün bulunduğu yer olan Salar de Uyuni’ deyim. Uyuni gölü içerisinde bulundurduğu çeşitli aktivite ve zenginliklerle çok özel bir yer olmayı fazlasıyla hak ediyor.

Uyuni de paket turların ilk uğrak yeri eski tren mezarlığı ..

Uyuni de paket turların ilk uğrak yeri eski tren mezarlığı ..

 

Uyuni Gölü gezisi için tam günlük ve 3 günlük turlar mevcut. Bunlardan bahsetmeyi yine ayrı bir yazıya saklıyorum. Uyuni gölü içinde yapılmış olan Bayrak noktasına en son yanımda özenle taşıdığım ve her seyahatimde mutlaka yanımda olan Türk bayrağımızı da diktikten sonra sanki görevini bitirmiş bir asker gibi artık Güney Amerika seyahatimde hedefimi tamamladığımı düşünüyorum.  Ve artık geri dönüş yolu parça parça başlasın.

Salar de Uyuni Tuz Gölü / Bolivya

Salar de Uyuni Tuz Gölü / Bolivya

2016 yı bitiriyim mi bu gezilerle falan derken kendimi denedim, baktım hayır olmuyor. Benim beynim seyahat planları yapmadan durmuyor ve orası burası derken çok yeni olarak bu defa Orta Amerika diyebileceğim Küba ve Meksika planlarımı yaptım. Şu an için Küba bileti alındı hali hazırda cepte. Sonra rotam değişirmi bilmiyorum ama Kasım ayı için nasipse Küba’ dayım.

4 yorumlar

  1. serap selçuk says:

    Kalemine , yüreğine ve tabi ki tüm bunları yaşayabilmek için ayağına sağlık. Keyifle okunacak, okurken sanki kendim geziyormuş gibi hissi yaratan tek kelimeyle ” nefis ” bir yazı olmuş. Yeni Rota ve yeni heyecanını da hissederek, merakla bekliyoruz. Yolun açık, anıların bol olsun ! 🙂

  2. Hocam pantolunun harika ya. Çok beğendim. Ayrıca yazında gayet güzel okunur. Onun içinde ayrıca teşekkürler.

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Gerekli * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

*