Cape Town / GÜNEY AFRİKA ( SOUTH AFRICA )

w4Afrika kıtasının en uç bolgesinde yer alan Güney Afrika Cumhuriyeti ve bu güzel ülkenin gökkuşağı olarak adlandırılabilecek şehri Cape Town.. Dünyanın en güzel şehirleri arasında yer alan Cape Town da hemen hemen herşeyi bulmak mümkün. Çok araştırma yaptım bu ülke ve şehirle ilgili ve aradıgım farklı kültürü ve istedigim fotografları burada bulacagıma emin oldum gerçekten.. Afrika kültürünün tanımak için çıktığım Güney Afrika maceram ise benim için hayatımın en güzel gezilerimden bir tanesi oldu.. Emirates havayolları ile Dubai aktarmalı olarak İstanbul daki kar muhalefeti nedeni ile 2 saatlik bir gecikme yaşansa da tam zamanında Cape Town Havaalanındayım. Seyahatin en güzeli ve en zevklisi birşeyler keşfederek ve en cazip fiyatlarla yapılanıdır 🙂 . Havaalanından şehir merkezine giden bir otobüs buldum ve oradan da bir taksiyle Cape Town un kalbi, Long Street’te bulunan Packpackers otelime geldim. Otelim dedigim bir packpackers oteli ve bana verilen 8 yataklı bir odada dünyanın çeşitli yerlerinden sırt çantaları ile seyahat eden sırt çantalılar.. Ve tabii her zaman olduğu gibi Türkiye’ den bir tek ben 🙂 . Hemen kaynaşıyoruz arkadaşlarla ve ufak bi tanışmadan sonra şehri keşfetmem lazım diyerek çıkıyorum Cape Town sokaklarına. Herkes cok sıcak ve benimde keyfim yerinde. Hele Türkiye’ de ki kar yağışından sonra bu sıcak hava bana  ilaç gibi geliyor..

Bo Kaap

Bo Kaap

Resepsiyondan aldığım bilgi ile hemen BO KAAP’ a yürüyorum. Çok yakın hatta otelimin hemen arka sokağında ve ben rezervasyon yaparken yakınlarımda olduğunu tahmin ediyordum. BO KAAP bir Müslüman mahallesi ve renkli evleri ile tam bir görsel fotograf diyarı, insanın bu renkli evlerin mahallelerinde kaybolası geliyor ve ben istediğim gibi fotoğraflarımı istediğim acılardan çekiyorum. Tabii ki arada Müslüman Güney Afrikalı mahalle sakinleri ile sohbet etme imkanları da buluyorum. Bo Kaap’ ta tanıştıgım bir fotoğrafcı birazdan Signal Hill e çıkacağını, eğer istersem beni de götürebileceğini söylüyor. Onun aracı ile 10 dk lık bir çıkıştan sonra Cape Town’ un şehir görüntüsü ve Table Mountain’ e ait fotoğrafları çekiyoruz.. Bugün Table Mountain’ a yani şehrin en önemli konumu olan Masa Dağı’ na yoğun sisten dolayı çıkış yok ve böylece bende Table Mountain’ in sisli halini fotoğraflama imkanı buluyorum Signal Hill tepesinden.. Buradan sonra ise bir sonraki durağım çok merak ettigim Victoria – Alfred Waterfront Limanı. Burada hayat çok eğlenceli ve zevkli geçiyor diyebilirim. Turistler, alışveriş mağazaları, restoranlar, çocuk oyun sahaları, limanın tarihi otelleri ve yerli halkın dans gösterileri burada. Günümün geri kalanını burada geçirmeye karar veriyorum ve limandan da şehrin bir gece fotoğrafını alabilmek için gün batımını burada bekliyorum. Daha ilk günden merakla görmeyi arzu ettiğim Bo Kaap, Signal Hill, V&A Waterfront gibi önemli yerleri görme imkanı ve nihayetinde gün batımından sonra mavi karanlıkta da gece fotoğraflarımı çekme imkanı buluyorum. Dualarım mı ? 1 dakikam bile duasız geçmiyor elbette…

p7Cape Town’ da yeni bir gün ve bende sırt çantamı alıp çıktım ama henüz nereye gideceğime bir karar vermiş değilim henüz. Bugün spontane takılacağım diyorum kendi kendime ancak Resepsiyona Boulders Beach dedim bana trenle veya turlarla gitmemi önerdi ve ben şimdiden kararımı verdim sanırım 🙂 İlk önce yürüyerek tren istasyonuna oradan da o Afrika’nın rengarenk havasını hissettiren tren yolculuğu ile 1 saatte Simons Town’ a geldim. Buradan da 15 dakikalık bir yürüyüşle dünyaca ünlü Afrika Penguenlerinin bulunduğu Boulders Beach’ e nihayet geldim. Burada Penguenleri izlemek, onlara dokunacak kadar yakın olmak gerçekten olağanüstü bir deneyimdi benim için. Geri dönüşte ise gelirken yolda tabelasını gördüğüm Muizenberg İstasyonunda indim. Çünkü burasıda bungalow tarzı renkli sahil evleriyle ünlü bir yerdi ve ben burayı nasıl bulabilirim diye düşünürken o geldi beni buldu 🙂  Bugün hem çok farklı bir tren yolculuğu yaptım hemde hem penguenlerin olduğu sahili, hemde bungalowların oldugu sahili tek yolculukta keşfetmiş oldum.. Akşam otele dondugumde otelimin çatı katındaki parti ise büyük sürpriz oldu benim için. Ama o kadar çok yorulmuşum ki partinin tadına varamadan kendimi yatağıma zor attım..

Rengarenk Afrika..

Rengarenk Afrika.. Muizenberg Sahilindeki Bungalowlar ..

 

Masa Dağından Görünüm

Masa Dağından Görünüm

Artık bir şehir gezisi yapmanın zamanı gelmişti ve Citysightseeing adlı üstü açık meşhur kırmızı otobüslerle şehir gezisini çok daha uygun maliyetle ve daha ayrıntılı yapabilirdim. Havanında açık olduğu bir gün ve ilk olarak nihayet Table Mountain’ e geldim. Hava cok sıcak ve cumartesi olması sebebi ile bir hayli kalabalık. Uzun bir kuyruk ve beklemenin ardından Table Mountain zirvesine teleferikle cıkıyorsunuz ve beklediginize binlerce kez değiyor. Ne muhteşem manzara ve Cape Town ayaklarınızın altında. Tahmin ettiğimden çok çok farklı, harikulade, tertemiz, kendine ait bir bitki örtüsü ve florası var ve dünyada başka bir yerde göremeyeceğiniz çok çok ayrıcalıklı bir görsellik mevcut. Burada hiç sıkılmadan saatlerce kalabilirim ve yaklaşık 3-4 saatimi burada geçirdim hiç sıkılmadan. İnanılmaz şehir ve dağ manzaraları ile büyülendim. Dağın uçurumlarında ve kayalıklarında şehri izlemek inanılmazdı. Table Mountainden inişimde her 15 dakika da bir gelen kırmızı otobüslerle Cape Town’ un ve dünyanın ünlü isimlerine ev sahipliği yapan Camps Bay sahiline geldim ve artık çok acıktım. Buranın da en ünlü restoranlarından Cafe Caprice te çok şık bir yemekle karnımı doyurdum. Yemekten sonra sahilde biraz yürüyüş ve dinlenme beni kendime getirdi sonunda. Akşamki programda ise Signal Hill den günbatımını izlemek vardı ki, çok kalabalık bir insan topluluğu bu gün batımını izlemeye buraya gelmişti.. Gün boyunca gezilerim ve çektiğim fotoğraflar muhteşemdi.

Signal Hill de kendi kendime Tripod la çekim :) Selfinin bir başka hali :)

Signal Hill de kendi kendime Tripod la çekim 🙂 Selfinin bir başka hali 🙂

 

Signal Hill Tepesinden Cape Town gece manzarası ..

Signal Hill Tepesinden Cape Town gece manzarası ..

 

Signal Hill Tepesinden Cape Town

Signal Hill Tepesinden Cape Town

Kirstenbosch Botanik Bahçesinde Sırt çantam ve ben ..

Kirstenbosch Botanik Bahçesinde Sırt çantam ve ben ..

Bugünün programını dünden hazırladım ama her zaman olduğu gibi Long Street caddelerinde koşarak son anda yetiştim otobüse .. İlk olarak Constancia Wineland Şarap Çiftlikleri… Burası Cape Town un en eski şarap çiftliği ve turistlerin uğrak yeri, gerek doğası gerekse bulundugu konum itibari ile çok hoş bir yer ve insan kendini yuzyıl oncesine bir bakış atmış gibi hissediyor. Bundan sonraki durağım ise Bird Park.. Burası küçük ama çok sayıda kuş barındırması ile görülmesi gereken eğlenceli bir kuş parkı. Ve bugünün son durağı Kirstenbosch Botanic Garden, burası tek kelimeyle muhteşem. Dünyanın sayılı botanik bahçeleri arasında yer alıyor ve buraya tam gün ayırmak bile yetmeyebiliyor. Özellikle botanik bahcelerin yanında kuş ve kelebek yoğunluğu oldukça fazla ve bende istediğim kelebek ve kuş fotoğraflarını burada yakaladım diyebilirim. Dinlenmek ve doğa ile baş başa kalmak için son derece ideal bir yer. Ayrıca her pazar akşamları düzenlenen Rock konserleri ile de yerli halkın hem dinlenme hemde eğlence merkezi de diyebilirim. Gün artık benim için oldukça dinlendirici ve farklı oldu. Yarın için gerektiği kadar enerji depoladım ve yarının programını yaparak Ümit Burnu turu satın aldım. Bakalım yarın beni neler bekliyor.

Chapsman Peaks den Hout Bay Manzarası

Chapsman Peaks den Hout Bay Manzarası

Sabah erkenden bir minibüs ile beni otelimin önünden aldılar ve diğer tura katılan arkadaşlarla birlikte toplam 10 kişi Cape Point ( Ümit Burnu ) yolculuğumuz başladı. İlk durağımız ve mola yerimiz Hout Bay oldu. Burası Seal Island a ( Fok Adası ) giden teknelerin kalktığı küçük bir sahil kasabası ve fok balıkları denizde ve sahilde özgürce hareket ediyorlar. Buradan hareketle aracımız, dünyanın sayılı kıyı şeridi ve muhteşem bir okyanus manzarası ile çevrili bol virajlı yollarından ilerleyerek ikinci molasını Chapmans Peak te veriyor. Buradan Hout Bay’ in muhteşem manzarası bir harika.. Üçüncü durak noktamız ise Boulders Beach. Ben buraya trenle daha önce gelmiştim ve harika bir gün geçirmiştim ama bu günü birlik Ümit burnu turunun içinde tekrar gelmek daha yeni ve güzel fotoğraflar çekebilmek anlamına geliyordu benim için. Ve artık son durak Cape Point. Cape Point’ e gelmeden önce turun bir sürprizi vardı. Çok güzel ve eğlenceli bir aktivite oldu. Yolda durup hepimize birer bisiklet ve kask verdiler ve biz bisikletlerle bir süre Ümit burnu yarımadasında bisikletlerle yolculuk yaptık. Ardından yolun belirli bir noktasında tekrar aracımıza geri alındık. Her şey çok eğlenceli geçiyordu ve asıl babunları merak ediyorduk. Ve nihayet babunlar koloni halinde yollara dökülmüşlerdi. Bir çete gibi yoldan geçen araçların önüne atlıyorlar ve yiyecek istiyorlar ama tehlikeli oldukları da bir gerçek. Sonuçta vahşi hayvanlar ve sevimli görünüşleri kimseyi aldatmasın.

Son kare ise bu yol kesen çetesine ait olsun.. Ümit Burnu Babunları ..

Son kare ise bu yol kesen çetesine ait olsun.. Ümit Burnu Babunları ..

Cape Point ( Ümit Burnu )

Cape Point ( Ümit Burnu )

Artık Cape Point i gezme zamanı geldi. Burası doğal bir park halini almış ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen tüm turistler bu muhteşem doğayı, Atlantik ile Hint Okyanusunun birbirinden ayrıldığı noktayı görmeye geliyorlar. Yaklaşık 2 saat gibi kaldığımız bu yarımadada yürüyüş parkuru ve en tepede teleferikle ya da yürüyerek te çıkabileceğiniz deniz feneri de mevcut. Dediğim gibi burası dogal bir park ve her an karşınıza deve kuşları ve çeşitli geyik ve benzeri hayvanlar cıkabiliyor ve bu da gezinizi daha da zevkli hale getirebiliyor. Artık günün sonuna dogru  buradan ve bu panoramik şölenden ayrılma zamanı geliyor. Cape Town ile Cape Point arası araçla yaklaşık 2 saat sürüyor. Tabii ki mutlaka görülmesi gereken bir mekan olarak Ümit Burnu bende iz bırakanlardan ve aklımda hep özlemle kalacak.

Seal Island ve Foklar

Seal Island ve Foklar

Bugün ki programımda Hout Bay var. Bende Afrika’ ya o kadar alıştım ki, her gün rahat ve sakin adımlarla ilerliyorum artık. Hout Bay daha önce söylediğim gibi Seal Island’ a giden teknelerin durağı olan küçük bir balıkçı kasabası. Burada dün Ümit Burnuna giderken mola vermiştik ama benim buraya gelme amacım buradan teknelere binerek Seal Island a yani Fok Balıklarının oldugu adaya giderek onları gercek doğal ortamlarında görmek ve fotoğraflamak. Sıradaki tekne için biletimi alıyorum ve yolculuk başlıyor. Yaklaşık 15 dakika kadar bir süre ile Hout Bay’ ın etrafını dolanıyor teknemiz ve binlerce Fok bir arada. Fokları bu küçücük ada parçasında,  bu doğal ortamlarında görmek ve fotoğraflamak harika bir duygu ve tarif edilmez hatıralar bırakıyor bende. İzlemeye doyum olmuyor. Oynuyorlar ve güneşleniyorlar. Bu kadar eğlenceli bir ortam olacağını düşünmüyordum.

Hout Bay’ den ayrıldıktan sonra Camps Bay sahiline gidiyorum ve sahilde terliklerimi çıkarıp, Atlantik Okyanusunun buz gibi sularına ayaklarımı sokarak denizin ve kumsalın tadını çıkarmaya başladım bile. İşte o anda, yapayalnız Güney Afrika sahillerinde, geçirdiğim güzel günleri de düşündüğümde, işte tam o anda kendimi o kadar özgür hissediyorum ki bunu tarif etmek bunu anlatabilmek mümkün değil..

Cape Town un kalbi Camps Bay Sahili

Cape Town un kalbi Camps Bay Sahili

 

Zulu Kabilesi .. Dans gösterisi esnasında bir karem olsun tabii

Zulu Kabilesi .. Dans gösterisi esnasında bir karem olsun tabii

O kadar şanslıyım ki bu gezilerimde hep görmek istedigim Zulu Kabilesi dansçıları da sahilde dans gösterisi yapıyorlar. Onları izlemek ve fotoğraflamak ta günün bir başka sürprizi oldu benim için. Günün sonuna dogru artık Signal Hill’ e yeniden gece fotoğrafları çekimi için gitmeye karar verdim. Signal Hill de gece fotografları için hazırlıklarımı yaptım. Fotograf çekecegim noktaların keşiflerini tamamladım ve işte gün de geceye karışıyor..   Muhteşem bir şehir manzarası var.. Cape Town gece görüntüsü ve ışıkları ile ayaklarımın altında. Harika gece fotografları beni fazlasıyla memnun ediyor. Ama bi sorun var ki buradan nasıl şehre döneceğim konusu..  Elbette otostopla.. Hava iyice karardı, aslında güvenlik sorunu olabilecek bir noktada yapayalnızım. Fotoğraf çekimi için gelen bir çifte beni aşağıya götürebilir misiniz diye soruyorum ve çok teşekkürler beni de giderken arabalarına alıyorlar. Hatta Long Street e kadar beni bırakıyorlar.. Benim ise gökyüzündeki Dolunay aklımı çelmiş durumda ve otele gelir gelmez  odada üzerimi değiştirip biraz dinlendikten sonra çatı katına çıkıp Dolunay fotoğraflarıyla günü sonlandırıyorum.

Artık Cape Town’ daki günlerim azalıyor ve yorgunluga biraz katlanmam gerekiyor..

Cape Town’ daki son günlerime geldiğimde ise artık ben bu şehirde yapılacak en önemli şeylerden bir iki tanesini en sona bırakmıştım. Bunlardan ilkini bugün halletmeliydim ama bu biraz digerlerine göre zordu. Tehlike ve güven sorunu vardı bunun içerisinde. Diğer programımı yarına ayarladım ve ilk program Imızamo Yethu Township ; Burası siyah yerli halkın teneke barınak evlerinde yaşadığı dar sokakları ve yoksulluğu ile belgesellere bile konu olan ve buraya bir rehber olmadan veya yanınızda yerli halktan biri olmadan giremeyeceğiniz özel bir Afrika mahallesiydi. Ya da bir başka deyişle, bir olay olsa polisin bile girmeye cesaret edemeyeceği bir bölge.. Zaten giren birinin, kendisi geri çıkmak istese dahi cıkışı da bulabileceğini pek sanmıyorum. Ben bu sıcakkanlı insanlara gerçekten güveniyorum ve buraya girmek istediğimi söylüyorum. Bölgenin dışında kalan bir durakta telefonla ayarlanan bir rehberle tanıştıktan sonra rehber eşliğinde bölgeye giriş yapıyorum. Rehber herkesle konuşuyor ve selamlaşıyor bu esnada ben de fotoğraflar çekiyorum. Bütün çocuklar etrafımı sarıyor, onlarla içice olmak çok güzel ve burada bulunmak beni çok etkiliyor. Ön yargının dünya da ne kadar tehlikeli olduğunu burada daha iyi anlıyorum. Şunu da belirtmeliyim ki, biz halimize binlerce kez şükretmeliyiz. Herkes selam veriyor konuşmak istiyor, herkes çok sıcakkanlı ve tedirgin olunacak bir durum gözükmüyor bu sıcak insanların mahallesinde. Bölgenin her tarafını geziyoruz. Rehber devamlı bana ırkçılık zamanında çekilen çileleri ve halkın nasıl yaşadığını anlatıyor. Bazı teneke barınakların içini de gezdirmeyi de ihmal etmiyor. Gezi bitiminde ise beni dışarıya kadar götürüp karşılıklı teşekkürlerle birbirimiz veda ediyoruz.

Akila Safari Park .. Afrika ya geldik safarisiz olmaz

Akila Safari Park .. Afrika ya geldik safarisiz olmaz

Diğer yapmadığım aktivite ise burada bir safari macerası idi. Yine bir Cape Town sabahında Cape Town’ a 2 saatlik bir mesafede olan Akila Safari Park’ a yola çıkıyorum. Akila Safari Park aslında tam bir safari doğal ortamı değil ama oldukça geniş bir bölgede Afrika’ nın Big 5 dedikleri beş büyük hayvanın burada bu safari de gormek mümkün. Sabah saatlerinde yola cıktıgımız 4×4 jeeplerle başlıyor safari macerası ve öğlene kadar sürüyor. Hippototan, Gergedan, Zebra, Fil, Aslan, Buffalo ve Antilopları sırayla görüyoruz bu küçük safaride.. Çok guzel fotograflar ve  eglenceli dakikalar geciriyorum burada.. Bu son aktivite ile Güney Afrika Cape Town seyahatimde yapılacaklar listemdeki tüm aktiviteleri, son derece güzel ve zamanında, aynı zamanda da tadına vararak bitirmenin mutluluğunu yaşıyorum.

Gergin Aile :)

Gergin Aile 🙂

Artık Türkiye ye dönmeme 2 günüm var ve ben yarını Long Street  ve cevresini gezerek ve alışveriş yaparak gecirmeyi planlıyorum.  Bundan sonraki günlerimi alışveriş ve ufak gezilerle geçiriyorum. Long Street te bulunan Greenmarket Square yerli hediyelik eşyaları satın alabilecegim bir pazar  ve Afrika’ ya ait aradığınız tüm hediyelik eşyaları buradan satın alabiliyorsunuz.  Artık günlerimi yine şehir de dolaşarak ve kafelerde kahve içerek geçiriyorum.  Son saatlerim de geldi. Havaalanına gidiş yolculuğum başlıyor. Akşam 17.00 da kalkacak olan uçagım Allahın izniyle Dubai aktarmalı olarak İstanbul’a varacak. Bende son satırlarımı havallanında bazı notlar alarak kağıda döküyorum tabii ki. Artık Cape Town’ da son saatlerim ve  buradan çok güzel anılar ve deneyimlerle inşallah yeniden gelmek nasip olur diyerek ayrılıyorum.

Yoruma Kapalı.