Gezgin Ruhu ..

DSC_7879psresizeDünya o kadar güzelliklerle dolu ki ; bunların tamamını görmeye, insanın ömrünün tamamının yeteceğini düşünemiyorum bile. Ama en azından gezebildiğin kadar, en azından yaşayabildiğin kadar Allah’ ın bize lütfettiği bu güzellikleri görmek ve yaşamak gerekir diye düşünüyorum. Gezmeye ilk başladığımda sadece merakımdan ve bundan çok tat aldığımdan yapıyordum bunları ve bunun bir adını koyamıyordum asla. İçimden geliyordu gitmek, uzaklaşmak ve oradaki hayatı yaşamak. Henüz 11 yaşımda abimin peşine takılıp gitmiştim taa İstanbul’ a. Benim için çok büyük bir keşifti İstanbul’ da olmak. Harika bir şehirdi ve beni çok büyülemişti. 16 -17 yaşıma geldiğimde ise hem futbol oynamak hem de çalışmak için Antalya yollarına düşmüştüm. Bana verilen küçük bir oda ve bir ranzada kalmak hayatımın en yalnız ve zorlu, ancak en unutulmaz günleriydi. Futbol oynadım, turizm de çalıştım hatta üniversiteyi de burada okumaya karar verdim ama bitiremedim. Aklımda hep gezmek, hep farklı şeyler yapmak vardı ama adını bir türlü koyamıyordum. Askere gittim, iş hayatına başladım ama her fırsatta ve en ufak bir zaman aralığında attım kendimi yollara. Türkiyemin en güzel noktalarına geziler yaptım, yollara düştüm. Karadeniz yaylalarından Ege sahillerine, Nemrut Dağı’ndan Urfa Sokaklarına, Pamukkale’ den Aspendos’ a, Efes Antik kentinden ülkemin en güzel doğal harikalarına kadar   gidebildiğim yerlere gittim.  Ama içimdeki keşfetme, gezme, farklı kültür ve insanları görme isteği durmak bilmiyordu. Kimilerine göre boş adam işi, kimilerine göre ise boşa para harcamaktan başka bir şey değildi. Hayallerimi ise yurtdışındaki yaşam süslüyordu. Güzel yerleri görmenin yanı sıra, dünyanın farklı yerlerindeki yaşamı çok merak ediyordum. Bir gün ne olursa olsun mutlaka gitmeliydim ve görmeliydim. Sonunda ilk programımı yaptım ve 2008 yılında vizesiz seyahatin özgürlüğünü Brezilya’ ya adım atarak başlatmış oldum kendi adıma. En büyük idealim için bir başlangıç noktası olmuştu benim için Brezilya, kendimle baş başa kalabildiğim ve dünyayı keşfetmemin anahtarıydı aynı zamanda.  Bundan sonra sırayla en farklı ülkeleri seçtim kendime ve farklı kültürleri ekledim listeme. Bu defa yolculuklarım Uzakdoğu’dan Güney Amerika’ ya,  Afrika’ nın en ucundan Avrupa şehirlerine, Arap yarımadasından budizmin merkezi Nepal’ e kadar uzandı.    Benim için ne bir sebebi vardı, ne de bir maddi beklentim. Sadece bir tutkuya dönüşen seyahatlerimde tek bildiğim kendimi bulduğum gerçeği vardı elimde. Şu ana kadar herhangi bir sayı yarışı içinde olmasam da, 23 farklı ülkeyi şehirleri ile arşınlamış oldum ve hala ilk günkü gibi gidilecek bir sürü rota var aklımda.

Şunu anlıyorum ki şimdi, gezginin bedeni her gün yaşadığı şehirde olsa bile ruhu farklı farklı ülke ve şehirlerde atıyor ve O, her gün yeni rotalarının hayalleri ile uykusundan uyanıyor.

2 yorumlar

  1. Yıldırım Arıca says:

    İçindeki gezi ateşi sönmesin. Allah, gezi için finans versin.:)
    Gezilerini; ilginç anılarla, gözlemlerle süslersen bizler de oraları görmüş gibi oluruz.
    Yeni yeni yerleri görebilnen dileği ile…

Yorumlar

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Gerekli * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

*